Opendays 2015

12/15 EKİM Brüksel Opendays Toplantısı ve Avrupa Sosyalist Partisi (PES) Görüşmelerinde Yaptığım Konuşma,

Bugün terör ve göçmen sorununu tartışıyor olmamızın temel bir nedeni var.

Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin yönetimlerine müdehaleyi kendisine hak gören güçler, bu ülkelere demokrasi gelsin diye çaba harcamıyor. Ona hizmet edecek, bağımlı yönetimler istiyorlar.
Sadece kişilerin değişmesinin yarattığı sendrom önce o ülkelere, sonra bölgede ve de dünyada huzursuzluğa teröre neden oluyor.
Oysa yapılması gereken uzun süreli de olsa bu ülkelerde demokrasi fikrini yeşertmek ve kurulmasına yardımcı olmaktır. Demokrasi kurumları ile oluşur ve yaşar.

İslam ülkelerinin içerisinde demokrasiyi kurumlarıyla yaşayan tek ülke Türkiye`dir. Bu Atatürk sayesinde başarılmıştır. Artık Atatürk gibileri beklenemeyeceğine göre bu ülkelere yardımcı olmak gerekir.

Ancak AB ne yaptı? Türkiye`de Demokrasinin kurumları, insan hakları ve hukuk çiğnenerek yıkılmak istenirken, bunlara alkış tuttu. Demokratik hakları kısıtlayanları demokrasi kahramanı ilan etti. Bundan 7/8 yıl önce AB yetkilileri Hukuk ihlallerini anlatan bizlere (CHP`lilere) siz reformist değilsiniz, reformu bunlar yapıyor diyordu.

SODEM bu yanlış anlayışı kırmak ve sizlerle daha yakın ilişkiler kurmak için kuruldu. Geçen 6 yılımızın boşa geçmediğini görmekten ve SODEM`i kurmuş olmaktan şimdi mutluluk duyuyorum. Şimdi AB deki dostlarımız ne kadar yanıldıklarını anladılar, ancak bunun ağır faturasını biz hala ödüyoruz.

Avrupalı Sosyal Demokratlar ve Sosyalistlerin Sn.Tunç Soyer Başkanlığındaki bu toplum kuruluşumuzla daha yakın ve ciddi ilişkiler kurma isteğini memnuniyetle görüyorum. Ancak bir tarafta terör, diğer tarafta insan haklarının kısıtlanması, yargının baskı altına alınması, bağımlı hale getirilmesi, yandaş olmayan basın kuruluşlarına devlet gücü ile baskı v.s. gibi ciddi sorunlar var.

Tüm bu olumsuzluklar içinde siz dostlarımıza şunu açıkça ifade ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken 17 milyon insanımızın büyük çoğunluğu eğitimsiz ve hastalıklarla boğuşur vaziyette eğitimcisi doktoru yok denecek kadar az.

Kurtuluş savaşında at nalı zor yapan bu ülke bugün 75 milyon Eğitimli, sağlıklı ve genç nüfusa sahip. Bilim ve teknoloji alanında önemli mesafeler kat etmiş ülkemiz tüm güçlüklerin üzerinden gelebilecek kapasitede. Ancak bugün AB ye girme isteği sadece İnsan hakları, evrensel hukuka sahip olma isteğinden kaynaklanıyor. Bundan 10 yıl önce AB ye girmiş olsa idik, son 10 yılda yaşanan hukuk ihlalleri yaşanmayacağı gibi terörde kaybettiğimiz yüzlerce insanımızı da yitirmemiş olacaktık.

Umarım birlikteliğimizden güzel sonuçlar doğar.

Av. Selami ÖZTÜRK
Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği Onursal Başkanı

Cumhuriyetimizin 91. Yılı Kutlu Olsun

Bazen hafızayı tazelemekte fayda var;
1918 yılında, 1. Dünya savaşı sonrası, Mondros Mütakeresi ile yenik sayılan Osmanlı Devletinin paylaşımı Sevr Antlaşması ile yapılır iken, emperyal güçlere karşı, 19. Mayıs.1919`da Samsun`da Mustafa Kemal`in başlattığı direnç sevr antlaşmasını kaldırıp attı.
Bu kutsal direniş sonunda Lozan antlaşması ile zafere ulaşıldı. Mütarekenin imzalanmasından (30 Ekim 1918), 5 yıl sonra, 29 Ekim 1923 `te Milli Egemenliğe dayalı kayıtsız, şartsız, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti kurtuluş mücadelesinde yendiği, emperyalist batının uygarlığını almakta tereddüt etmedi.
Gerçekleştirdiği devrimler ile; din ve devlet işleri birbirinden ayrılırken kadın/erkek eşitliği benimsenmiş, harf devrimi yapılmış, İtalya`dan ceza, İsviçre`den medeni hukuk örnekleri alınarak demokratik hukuk devletinin temelleri atılmıştır.
Sanayide, ekonomide, kültür-sanatta, sporda yaşamın her alanında yeni atılımlar ile çağdaş bir ulus olma yolunda önemli adımlar atıldı.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik hukuk devleti olarak kuruluşundan bu yana, Cumhuriyet bayramlarını bu nedenle büyük bir coşku ve gururla kutlamıştır.
Cumhuriyetin ilanı ve kuruluş aşamalarında emperyalist güçlerin de destekleriyle, etnik ve dinsel kalkışmalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ancak Cumhuriyet düşmanları hiçbir dönemde yok olmamışlar, bazen devlet işinde, bazen de illegal olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Son 50 yılda kurulan hükümetlerin kadrolaşmasında kendilerine yer bulan bu güçler, Cumhuriyete karşı siyasi mücadelelerini sürdürme ve gelişme fırsatı bulmuşlardır.
1994 yılında bu olayı farkedenlerden biri de Kadıköylülerdi..
1994 yılında halkın katıldığı Cumhuriyet yürüyüşleri ile bu konudaki kararlılığını gösterirken, binlerce kadının aile danışma merkezleri adı altında gecekondu bölgelerimizde eğitim-sağlık ve aydınlatma çabaları 15 yıl sonra meyvelerini verdi.
%27 ile başladığımız Belediye seçimlerini %70 `lere taşımayı bu sayede başardık.
Sözün kısası; rozet ve Atatürk heykeli yaptırmak yerine Atatürk ilke ve devrimlerini hayata geçirerek kültür/sanattan, eğitime, sağlıktan spora kadar bir çok mesafe kat edildi.
Şimdi ise;
AKP iktidarı ile Cumhuriyetin kuruluşuna karşı çıkan etnik ve dinsel güçler geniş hareket alanı ve destek buldular. Öncelikle Cumhuriyet değerlerini koruyan kurumları hedef aldılar, sonra da Cumhuriyeti savunan kişileri sahte belge ve delillerle hapislere atarak Cumhuriyete sahip çıkan halka mali denetimler ile iş adamlarına göz dağı verdiler..
91 yıl sonra Ulus olarak hak etmediğimiz bir noktadayız.
Atarük`ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi yerine tüm komşuları ile savaş eşiğine getirilmiş bir Türkiye`deyiz. Yine birlikte eşit yaşama yerine ayrışmanın dil olarak geliştirilip hayata geçirilmesi en büyük tehlike olarak karşımızda duruyor.
91 yılda yapmadığımız veya yapamadıklarımızı gözden geçirmek içeride ve dışarıda barışı savunmak demokratik, laik hukuk devletinin şevkatinden ve olanaklarından her yurttaşımızın eşit faydalanmasını sağlamak olmalıdır.
Bu güne kadar coşku ve gururla kutlanan Cumhuriyet Bayramlarımızı yine aynı coşku ve gururla kutlarken bunların yanına bugün yaşadığımız endişeyi koymalı ve biraz daha derin düşünmeliyiz.
Bu endişe bizi elbette umutsuzluğa itmesin. Ancak, eksiklerimize tanı koymak ve gidermek için fırsat tanısın..
91.yılında daha sıkı sarıldığımız devrimlerini yaşatmaya ant içtik, Bayramımız kutlu olsun!

Gürer Aykal’a Saygı Gecesi

Süreyya Operası’nda sunumunu Doç. Dr. Melih Tangün’ün yaptığı ve Açılış Konuşmasını Prof. Mesut İktu’nun gerçekleştirdiği muhteşem gecede dünyaca ünlü piyanistimiz Gülsin Onay, Gürer Aykal’ın kurucu şefliğini yaptığı İstanbul Sinfonietta ve öğrencileri Pelin Halkacı Akın ve İris Şentürker’in konseriyle Kadıköylüler müziğe doydu.

ResimResimResimResimResim

Aslı Nemutlu’nun Heykelini Açtık

Image

 

Keşke Aslı’yı kaybetmemize yol açan o ihmal, cehalet ve yönetim anlayışı olmasaydı da Aslı’nın başarılarından dolayı heykelini dikebilseydik. Şimdi Babası tarafından kurulan dernek genç ve başarılı sporculara destek için çalışma yürütüyor.

 

ImageImage

KADIKÖY’DE ARTIK ÖZEL TASARIM SİMİT ARABALARI’NDA SAĞLIK SERTİFİKALI SİMİTÇİLER SATIŞ YAPACAK

Görsel

Kadıköy Belediyesi’nin Tasarım Atölyesine özel olarak tasarlattığı yeni simit arabaları Kadıköy sokaklarındaki yerlerini almaya başladı. Bununla birlikte simitçilere zorunlu hijyen eğitimi verildi ve sadece Kadıköy’de üretilen simitlerin satılması koşulları getirildi. Kadıköy’de artık rahatlıkla simit yiyebileceksiniz. Güvenilir fırınlardan alınan simitler hijyenik olarak sunulacak.

Görsel

ESDEM meslek edindirme kurslarıyla Kadıköylülere eğitim verip, iş bulmalarını sağlıyoruz.

ESDEM’de çeşitli meslek gruplarına göre 27 branşta eğitim veriyoruz. Hobilerinizi profesyonel şekilde öğreniyor ve sertifika sahibi oluyorsunuz. Ayrıca alanınızda iş bulma imkanı ediniyorsunuz. ESDEM meslek edindirme kursları 18 yaş üstü tüm Kadıköylüleri bekliyor.