Avrupa neyi tartışıyor?

Geçtiğimiz yıl Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) olarak Avrupalı Sosyalistleri Kadıköy’de ağırlamış ve bir dizi toplantı yapmıştık. Toplantıya AB Sosyalist Çalışma Grubu üyeleri ile İstanbul’daki sosyal demokrat belediyeler katılmıştı. O toplantıda Anayasa’da yerel yönetimlere daha çok yetki ve mali kaynak verilmesi gerektiği vurgulanmıştı. Ayrıca Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin de tartışıldığı toplantıda, Bölgeler Komitesi Türkiye ile Çalışmalar Grubu Başkanı Fransız Bernard SOULAGE, Türkiye’nin AB’ye katılmasını istediğini net bir şekilde ifade etmişti. Soulage, ” ‘Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacı var’ diye düşünenlerden değilim. Oysa Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var. AB, bir Hristiyan kulübü olamaz. Ama neticede karar verecek olan sizsiniz…” demişti. Bu bakış açısı bizim açımızdan samimi bir çıkış.

Görsel

Biz kendimizi Avrupalılara iyi ifade etmezsek küsme hakkımız da olmaz.

AB ile ilişkilerde karşılıklı ön yargıların kırılması bizim açımızdan önemli. Biz kendi cephemizden bu sürece, duyarlılıklarımızı ve hassasiyetlerimizi şimdiye kadar Birliğe üye ülkelerin politikacılarına ve yöneticilerine yeterince aktaramamanın özeleştirisini yaparak başladık. AB ile olan temaslarımızda gördük ki Avrupa’ya bambaşka bir Türkiye tablosu sunuluyor. Avrupalı sosyalistler, siyasi parti temsilcilerinden ziyade o ülkedeki STK’larla temas kurmak istiyorlar. Biz de bu yüzden SODEM’i kurduk.  SODEM, Avrupa ve Türkiye’deki yerel yönetimler arasında bilgi, deneyim paylaşımını ve işbirliğini hedefledi. Biz kendimizi Avrupalılara iyi ifade etmezsek küsme hakkımız da olmaz. SODEM bu karşılıklı diyaloğun sağlıklı bir zeminde ilerlemesi için ortaya konulan çabanın ürünüdür. Bu vesileyle Kadıköy’de yaptığımız ve bizim açımızdan verimli geçen toplantının ardından geçen hafta Fransa’ya bir gezi düzenledik.

Paris’e CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın başkanlığındaki CHP’li belediye başkanlarından oluşan heyetle gittik. Burada Fransız siyasetçilerle yerel yönetimler üzerine bir dizi toplantılar gerçekleştirdik. CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın,  Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Muğla Belediye Başkanı Osman Gürün, Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak, Bornova Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır, Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Çukurova Belediye Başkanı Yıldıray Arıkan, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen,  Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ve SODEM sekretaryasından oluşan heyet ile beraber Fransa’nın önemli siyasetçileri arasında toplantılar gerçekleştirerek, iki ülke içinde yerel yönetimlerin yetki, sorumluluk ve hizmet yöntemleri ve uygulamaları konusunda bilgi alışverişinde bulunduk.

Görsel

Çalışma kapsamındaki ziyarette ayrıca Fransa Devlet Reformu, Yerelleşme ve Kamu Hizmeti Bakanı Marylise Lebranchu ile yapılan toplantıda, Sayın Bakan, genel olarak Fransa’daki yerel yönetimlerin işleyişi, adem-i merkeziyetçilik çalışmaları ve yetki ikamesi konusundaki reformlar hakkında bir sunum gerçekleştirdi, heyetimiz de, Bakan Lebranchu’ya Türkiye’deki yerelleşme – merkeziyetçileşme durumu hakkında bilgi verdi ve yeni Büyükşehir Belediye Yasası’nı ve getireceği etkileri aktardı.

Heyetimiz, Fransız Parlamentosu Milletvekili ve d’Annonay Belediye Başkanı Olivier Dussopt ile yaptığı görüşmede, Fransa’da Meclis’in gündeminde olan ve Dussopt’un raportörlüğünü üstlendiği yerelleşmeye yönelik yasa tasarısı hakkında bilgi aldı. Paris Belediye Başkan Vekili Pierre Schapira ile yaptığımız toplantıda ise, Paris Belediyesi’nin işleyişi, diğer belediyeler ve kurumlar ile ilişkileri, yaşanılan temel zorluklar ve çözüm metotları hakkında bilgi aldık. Ayrıca heyetimiz, Başkan Schapira’ya Türkiye’deki belediyelerin işleyişi ve yerel yönetimler ekseninde yaşanan güncel gelişmeler hakkında bazı yorumlarda bulundu.

Ziyaretimizde ayrıca, Fransa Parlamentosu Milletvekili Türkiye-Fransa Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesi Christophe Bouillon, Fransa Departmanlar Asamblesi (ADF) Başkanı Claudy Lebreton, Rhone Alpes Bölgesi Başkan Yardımcısı, Bölgeler Komitesi Sosyalist Grup  üyesi ve Türkiye Çalışma Grubu Eski Başkanı Bernard Soulage,  siyaset bilimci Stephan Rozes ve Fransız Sosyalist Partisi’nin (PS) kampanya sorumluları ile de bir araya geldik ve görüş alışverişinde bulunduk.

Avrupa’nın Gündemi Yerelleşme ve Katılım

AB Sosyalist Grubu ile yaptığımız toplantıların gittikçe daha verimli bir hale geldiğini gözlemledik. Hem biz bu toplantılarda kendimizi daha açık ve net olarak ifade etme şansı bulduk, hem de Avrupa Birliği’nin içinde farklı görüş ve yaklaşımları barındıran bir birlik olduğuna şahit olduk. Birlik bünyesindeki temel tartışma konusunun da “yerelleşme ve katılım” olduğunu belirtmek isterim. SODEM karşılıklı diyalog kurma çalışmalarına ara vermeden devam edecek. Bu toplantılardaki görüş ve tartışma konularını zaman zaman sizinle blogumdan paylaşacağım.

Reklamlar

Onlar Vazgeçmediler Bizler de Vazgeçmeyeceğiz!

Uğur Mumcu’nun şahsında tüm demokrasi şehitlerimizi andık. Mumcu, cesur kalemini kendi çıkarları uğruna kullanmamış bir gazeteciydi, araştırmacıydı, soruşturmacıydı. Ama en önemlisi bugünün gazetecilerine ders verecek bir yazar ve hukukçuydu da. Aydınlanmanın, direnmenin, baskılara göz yummamanın sembolüydü.  Araştıran,  bilgi sahibi olan, öğrendiklerini hiçbir baskıya aldırış etmeden halkına ileten korkusuz bir yazardı.  Bugün onu ne çok arıyoruz değil mi? Adalet arayan herkese sahip çıkmak zorundayız. Yaşasaydı Mumcu, Rektörüne de, Öğretmenine de, Öğrencisine de, Emeklisine de sahip çıkardı, onların sesi olurdu!

Görsel

Uğur Mumcu’nun kızı sevgili Özge dünkü yazısında babasıyla sohbet ediyor ve onun fikirlerini bizlere şöyle aktarıyor; “Şimdi, barış, demokrasi… İnsandan şüphelenmemek lazım önce. Memleketin yazarı, çizeri, aydını niçin bu memleketi bir kıyama süreklesin? Niçin?  Ha siz, sizin kafanızda bir takım problemler varsa, siz ülkeyi bir takım ayrıcalıklarla dayanarak yönetmek istiyorsanız, aydınlar buna karşı çıkıyorsa, sorun buradadır. Biz gerçek demokratlar isek, düşüncelerine katılmadığımız insanların cezalarına da karşı çıkmalıyız.”

Görsel

Mumcu, Kubilay, Hablemitoğlu, Emeç, İpekçi, Aksoy, Kışlalı ve tüm diğerlerinin ortak noktaları aramızdan koparıldıkları müddette kadar Atatürkçü olmalarıydı. Onlar vazgeçmediler bizler de vazgeçmeyeceğiz. Bildiklerini baskılardan yılmadan, ölümü göze alarak söyleyen tüm demokrasi şehitleri bu ülkenin gerçek yurt severleridir!

Görsel

Dünkü anma programımıza katılan gazetecilik yıllarında Mumcu’nun yakın çalışma arkadaşı Gazeteci Fikret Bila’ya, türkülerini demokrasi mücadelesi için dillendiren Selda Bağcan’a ve Sadık Gürbüz’e teşekkür ederim.

KENTSEL DÖNÜŞÜM VE KADIKÖY

İstanbul’da uygulanan model  “kentsel dönüşüm” değil “kentsel yenileme” dir.

Görsel

Kentsel dönüşüm; belli bir nüfusun bütün sosyal, kültürel, sağlık, eğitim ihtiyaçlarının karşılanabildiği alan düzenlemesi anlamına geliyor.  Oysa bizde yapılan ve İstanbul’da uygulanan; haklı olarak ve elde olmayan nedenlerle sadece kentsel yenileme. Yani bir bina ya da bir mahalle komple yıkılıyor ve yapılıyor. Ama o mahallede olması gereken yeşil alan, eğitim alanı, sağlık alanı nüfusa göre bırakılamıyor.  Dolayısıyla bu bir kentsel yenileme.  Ancak İstanbul gibi bina stokunun çok eski olduğu ve deprem riski olan bir bölgede bina yenilenmesi de önemli bir olay,  çünkü herkes biliyor ki “insanları deprem değil çürük binalar öldürüyor”. İnsan yaşamı için önemli olduğu kadar İstanbul Depremi, Türkiye ekonomisi sarsabilecek, ülkenin bağımsızlığını tehlikeye düşürebilecek düzeyde risk arz ediyor. O bakımdan bunu çok ciddiye almak lazım, 13 yıl kaybedildi bu meseleyle, 1999’da 2012’ye kadar olan süreyi değerlendiremedik. 2012’den sonra bilhassa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın almış olduğu önlem bence en uygun çözümlerden biridir. Bugüne kadar Büyükşehir Belediyesi 10 yıldan beri bu önlemleri almış olsaydı kentin büyük bölümü yenilenmiş olacaktı, ama çok geç kalındı. Geç kalınınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı müdahale etti ve yeni yasa çıkarıldı. Bu yeni yasayla binaların komple yenilenmesi mümkün, apartmanlardaki anlaşmazlıklar önemli ölçüde çözülüyor, sadece buradaki belirsizlik, verilecek imar hakkının ne olacağı ve ne kadar artırılacağı konusunda. Vatandaşların bu yönde beklentisi var. Kadıköy bölgesinde 2.07 olan imar hakkının 2.50 çıkarılması halinde önemli ölçüde binaların yenilenebilmesi fırsatı oluşacak. Ek bir finansal desteğe gerek kalmayacak.  Kent rantı kentliyle bölüşülmüş olacak.

Fikirtepe’de 1500’e yakın daire yıkıldı

Aynı şekilde Büyükşehir Belediyesi’nin uygulamasıyla Fikirtepe, Eğitim ve Dumlupınar Mahallelerinde baştan bir yenileme çalışması var. Her ne kadar başta belli bir yükseklik hakkı verilip sonra alınsa dahi yine de mevcut imar durumu o bölge halkını tatmin ediyor ve şu anda müteahhitler o bölgeye girdi, yıkımlar başladı. Yıkılmış olması dahi bize mutluluk veriyor çünkü asgari olarak sağlıksız olan yüzlerce bina yıkıldı. Yarın gerçekleşecek tehlike durumunda insanlar, oluşabilecek tahribattan kurtulmuş oldular. Şu an Fikirtepe’de 1500’e yakın daire yıkıldı. Mülk sahipleri bir araya gelip ada bazında yapılaşmaya gidiyorlar. Bu yapılaşmada 200 tane parsel üç tane dört tane blokta toplanacak. Böylece daha fazla yeşil alan kalacak ve yollar biraz daha geniş olabilecek.

100.000’e yakın nüfus hiç mühendislik hizmeti alınmamış binalarda yaşıyordu

Görsel

Fikirtepe Bölgesinde nüfus ve yapılaşma yoğunluğu çok fazla olduğu için planlama istenildiği gibi yapılamıyor. Dolayısıyla orada yeni kamusal ve yeşil alanlar yaratmak çok da mümkün olmuyor. Yaratılan alanlar ihtiyaçları karşılamıyor. Bu yüzden Fikirtepe’de oluşacak alanda bölgenin bütün ihtiyacının karşılanabileceği bir yapılaşma mümkün gözükmüyor. Fikirtepe’nin Kadıköy Merkezine yakın olması, E-5’in kenarında olması, iki köprüye de bağlantısının bulunması nedeniyle bölge daha çok ticaret ve iş merkezlerinin, büroların bulunduğu bir merkez haline gelecek, yönelim bu şekilde. Evvelce konut ve insanların yaşam bölgesi olan bu alan biraz daha farklı fonksiyon kazanacak. Haliyle yurttaşlar da, çok yüksek kiralar ve çok yüksek bedeller üzerinde gayrimenkullerini değerlendirme fırsatı bulacaklar. Daha şimdiden, Fikirtepe projesinin bitirilmesi sonrasında, yeni yapıların değerlenecek olması bölge halkında heyecan yaratmış durumda. İleride buradaki yerlerini kira vermeyi, buranın geliriyle geçinmeyi hayal etmeye başladılar.  Aslına bakarsanız bu; hem arsa sahiplerini hem de kent yöneticisi olarak bizi mutlu eden bir olay, çünkü sonucu itibariyle 100.000’e yakın nüfus hiç mühendislik hizmeti alınmamış binalarda yaşıyordu. Dolayısıyla bundan da kurtulmuş olacaklar. Bu bölgede her ne kadar yüksek katlı yapılar olacaksa da bölgeye en uygun çözüm ortaya çıkacak, bu nedenle Büyükşehir Belediyesinin bölgede yapmış olduğu yenileme projesini en başından beri destekledim.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu yasayı üst yapı sorunlarının çözümü için önemli görüyorum

Görsel

Bazı sıkıntılı durumlar söz konusu, örneğin bütün yapıların aynı anda yıkılacak olmasının sorun yaratacağı düşünülüyor. Örneğin; yıkılan yapıların tekrar inşası sürecinde “yeterli sayıda müteahhit mevcut mu?”. Bunların kademeli yıkılması gerekeli; bir yeri yıkarken diğer yeri mağdur etmemek gerekiyor. Bir apartmanda kat maliklerinin 3/2’sinin yapım için hemfikir olması ondan sonra yıkıma başlanması en doğru olay. Yani aralarında anlaşma sağlanmadan birkaç kişinin isteği sonucu yıkım yapılması ve yeniden inşasının da yarıda kalması ilerde ekonomik ve sosyal açıdan büyük sorunlar doğuracaktır. Bunun önümüzdeki günlerde muhakkak şekilde çözüme kavuşturulması gerekiyor.

Fikirtepe, Eğitim ve Dumlupınar bölgesi gecekonduların yoğunluk arz ettiği alanlar olduğu için bu bölgelere özel plan uygulandı. Buranın dışındaki bölgelerimiz üçe ayrılmakta; biri Ankara asfaltından denize kadar olan ve Kurbağalı Dereyle sınırlanan D-100 dediğimiz bölge. Bu bölge için özel bir çalışma yaptık. Burada üç sınıfta yapılaşma planımız bulunmakta; ilki deniz kenarı, yani deniz parselleri ve arkası, diğeri Bağdat Caddesi, sonuncusu da karışık yapılaşma. Karışık yapılaşma alanlarımızın çoğunun oranı 2.07,  çok azı 1,08 oranında. Bağdat Caddesi’nde beş kat, sahil kesimde üç kat, sahilin hemen arkasında dört kattır. Sahil kesimi, sahil arkası parseller ve Bağdat caddesinde taban oturumunun %35 olmasını istiyoruz,  kat verilmesin bu bölgelere. Geriye kalan bölgede ise 2.07’nin 2.50 olmasını istiyoruz. Bunun dışında kalan Hasanpaşa, Acıbadem ve Koşuyolu bölgeleri için özel plan çalışmalarımız var. Çünkü Koşuyolu 3,4 katlı binalardan oluşan çok özel bir yer. Oraların imarını çok fazla artırmadan binaların yenilenmelerine fırsat tanımak lazım ki çok daha hızlı yenilensin. Acıbadem, Hasanpaşa, Rasimpaşa ise biraz daha farklı, tarihi yapıların fazla olduğu bir Yeldeğirmeni var. Hasanpaşa bir çöküntü bölgesi ayağa kaldırılması gerekiyor. Dolayısıyla buralara ayrı planlamalar yapılıyor.

Üç ay içerisinde de Kadıköy’ün tüm bölgeleriyle alakalı plan ve projeleri teklif olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına götürmüş olacağız.

Bakanlıkla görüşmelerimiz devam ediyor. Onların önerilerini dikkate alarak hazırlıyoruz projelerimizi. Ama bu süreçte asıl görev yapması gereken kurum Büyükşehir Belediyesi. Bu iş Büyükşehir Belediyesinin işi; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın işi değil. Ama birileri görev yapmadığı için başkaları devreye giriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kadıköy Belediye Meclisi’nini daha önce önerdiği 2,07 oranın 2,50’ye yükseltilmesi teklifini reddetti. Arkasında siyasi bir gerekçe var maalesef; yani bunu Kadıköy Belediyesi teklif ettiği için reddetti. Bunun üzerine bizde diyoruz ki “12 yıldır siz çıkarsaydınız o zaman!”. Teklif ettik, gayr-i resmi görüşmeler yaptık çıkarmalarını talep ettik, çıkarmadılar. Üzerine sürekli “Kadıköy Belediyesinin bir teklifi yok” diye açıklama yapıldı yurttaşlara. Öyle olunca mecbur kaldık Belediye Meclisi’nden teklif götürmeye, bu kez de teklifi reddettiler. Şimdi seçim yaklaşmakta ve iddia ediyorum birkaç ay içerisinde Büyükşehir Belediyesi Kadıköy Belediyesi’ne 2.50 emsal hakkını verecek.

Kadıköylü bu elma şekerini yer sapı onların elinde kalır

Bu kez bizim teklifimizle değil kendileri vermiş olacaklar. Bu tavır etik değil, bu kadar yurttaşı beklettikten sonra sadece seçimler düşünülerek bunun verilmesi… Açıkça bu bir elma şekerine benzer ama Kadıköylü bu elma şekerini yer sapı onların elinde kalır. Bu yüzden daha fazla uzatmadan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan önce Büyükşehir Belediyesi’nin bu sorunu halletmiş olması gerekir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yarın belli imar hakkı verildiği zaman Büyükşehir Belediyesi’nin yapacağı plan çalışmasının hiçbir esprisi kalmaz.

İnsanlar bir an önce binalarını yenilemek istiyorlar. Hatta yurttaşlardan olanak sahipleri yeni bir hakkın verilmesini beklemeden binalarını yenilemeye başladılar. Ancak; olanağı olmayan insanlar var, emekliler var. Bina yıkıldıktan sonra aynı daire sayısında yapılamayan binalar var. Bunlara çözüm getirmek lazım. Çözümü getirmek de devletin görevi, biz devleti temsil ediyoruz, Büyükşehir Belediyesi de öyle, bu yüzünden sorunu çözmek gibi bir zorunluluğu var biz de aslında bunu talep ediyoruz kendilerinden.

Galatasaray Store`un faaliyetten men edilmesi ya da yıkılması söz konusu değildir

Görsel

Öncelikle bugün önceden belirlenen nezaket ziyaretini gerçekleştiren Galatasaray Kulüp Başkanı Sn. Ünal Aysal, Sn. Lütfü Arıboğan ve diğer kulüp yöneticilerine teşekkür ederim.

Galatasaray Store`un faaliyetten men edilmesi ya da yıkılması söz konusu değildir. Mağazanın bulunduğu binaya ilişkin işlemler Galatasaray Store taşınmadan yaklaşık 3 ay evvel, yani 02.08.2012 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi `nin yazmış olduğu yazı üzerine başlamıştı.

Yapılan incelemede, burada dükkana ek kaçak bölüm yapıldığı, yine mekanın merdivenlerle açılıp alt kata bağlantı sağlandığı ve bu konuyla ilgili yapılan fiziksel düzenlemenin giderilmesi gerektiği bildirildi.

Bu bildirimden sonra aynı yerde bulunan Hotiç mağazası burayı boşaltmış, mal sahibine teslim etmişti. Mal sahibi yıkım işlemini gerçekleştirmeden ve ruhsata uygun hale getirmeden, Galatasaray Store`a da bu bölümlerin kaçak olduğunu söylemeden 20 Kasım 2012 tarihinde sözleşme yapmış.

Bu tarihten itibaren yürüyen yasal işlemler sonucunda, Galatasaray Store ruhsat almadan önce yıkım kararı alınmış ve tebliğ edilmişti.

Galatasaray Store ise, ruhsat için başvuru yaptığında Belediye tarafından mağazanın daha evvel tespit edilen aykırı bölümlerinin giderilmesi gerektiği yazılı olarak bildirilmiş ve giderileceğine dair teminatta bulunmuştu.

Ruhsat işlemlerinde yürümesi gereken rutin işlemlerden biri de Encümen kararı ile yazılı olarak tarih vermek zorunluluğudur. Burada yapılan işlem de budur.

Sonuç olarak yapılan işlemler Galatasaray Store`dan önce başlamış ve devam etmiş olup, GS Spor kulübünün hükmi şahsiyetiyle ilgisi yoktur.

Bugün Galatasaray Kulüp Başkanı ve Kulüp yöneticilerinden Sn. Lütfü Arıboğan ile diğer yöneticiler daha evvel planlanmış nezaket ziyaretinde bulundular,  bu sırada bu konuyu da konuşma fırsatı bulduk. Onlar da bize hak verdiler.

Bu durumda mülk sahibinin zamanında bildirmemesinde kaynaklanan, herhangi bir art niyet taşımayan bir durum açığa çıkmıştır.

Daha önce de Galatasaray Spor Tesislerinde buna benzer sıkıntılar olmuş, o zaman da Galatasaray yöneticileriyle görüşerek konuyu halletmiştik. Bu konuyu da görüşerek hallettik.

Benim veya kurumdaki diğer arkadaşlarımızın Galatasaray ya da başka bir kulüp hakkında ön yargısı söz konusu olamaz.  Böyle bir ilkel davranış içerisine girmemiz mümkün değildir.

Galatasaray Kulübü bizim için Türkiye`nin önemli kulüplerinden biridir. Bu şekilde değerlendiriyoruz ve ciddi hassasiyet gösteriyoruz. Ama elimizde olmayan ve yürümesi gereken rutin işlemler ve yasal süreçler nedeni ile gelinen bu noktadan üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum.

Bu kadar büyümemesi gereken bu sorunun giderileceğini söyleyebilirim.

Sn. Aysal da ziyaret sonrasında sporseverlere şu mesajı  iletti, bu mesajı da sizlerle paylaşmak istiyorum;

“Sayın Başkan’ı geçen yıl da ziyaret etmiştim. Yine yeni yıl nedeniyle bir nezaket ziyaretinde bulunduk. Oturduk sohbet ettik. Bu arada müşterek konularımızı da paylaştık. İyi bir sene bekliyor bizi. Kadıköy Belediye Başkanı Sayın Selami Öztürk ile tam bir işbirliği içindeyiz. Her türlü sorunumuza tam bir sıcaklık ile yaklaşıp desteklemesi bizi de çok mutlu ediyor. Galatasaray Store bu görüşmenin küçük bir parçasıydı, herhangi bir problem olmadığını biliyoruz.”

Onlara sıcak bir yuva vermek yapılacak en büyük iyiliktir…

Soğuk havalarda sokak hayvanları için daha da duyarlı olmamız gerekiyor. Özellikle kediler soğuk hava koşullarına dayanıklı canlılar değiller.  Kış aylarında sokak hayvanlarını barınağımızda ağırlıyoruz. Geçici Hayvan Barınağımızda bulunan gönüllülerin desteğiyle uzman veteriner hekimler onların bakımlarını yapıyor, eğer tedaviye ihtiyaç varsa tedavileri Fikirtepe Aşı ve Tedavi Merkezimizde yapılıyor. Temel amacımız hayvanların tüm sorumluluğunu alacak insanlara ulaşıp onları sahiplendirmektir. Barınağımızda misafir ettiğimiz hayvanları sahiplendirip kalıcı bir yuvaya teslim ediyoruz.

Kadıköylüler Sokak hayvanları konusunda çok duyarlılar, yıllardır birçok hayvan barınaktan alınarak sahiplenildi. Kurumsal politikamız hayvanların bütün olarak sorumluluğunun alınması yönünde. Hayvan barınağımızda veteriner hekim kontrolünde hayvanların hem bakımını hem de tedavilerini gerçekleştiriyoruz.

Görsel

Ancak iyi niyetli de olsa sokakta hayvan, özellikle kedi beslemek isteyen vatandaşlarımıza bazı uyarılarım olacak. Kartondan, kedi beslemek için yapılan kulübe ve kutular hayvanları soğuktan koruyacak yerler değiller. Onların sıcak yerlere ve bakıma ihtiyaçları var, ayrıca bu tür yerlere bir süre sonra kediler toplu bir şeklide bırakıldığı için yoğunluk oluşuyor. Bu da kış aylarında salgın hastalıkların oluşmasına sebep oluyor. Bırakılan gıdaların kontrolü yapılamadığı için zehirlenme vakaları da görülüyor. Lütfen kediler için uygun olmayan yerleri kedi evi ya da barınak olarak tayin etmeyin. Bu en çok minik dostlarımıza zarar veriyor. Birçok hayvanı sabahları donmuş ya da hasta olarak buluyoruz.

 Bu ve benzeri kartondan kedi barınakları hayvanların korunmasından çok hayatlarını kaybetmelerine yol açıyor. İyi niyetli de olsanız bu tarz korunaksız alanlar minik dostlarımıza daha çok zarar veriyor. Bakımsız ve korunaksız bir şeklide salgın hastalıkla ve soğukla baş başa kalıyorlar. Bu konuda kurumumuzun tavrı hayvanların bütünlüklü olarak sorumluluklarının alınmasından yanadır. Sizlerden ricam bize yardımcı olun ve bizimle iletişime geçin, minik dostlarımızı korunaklı mekânlarda ağırlayalım. Ekiplerimiz günlerdir minik dostlarımızı soğuktan korumak için yoğun çaba sarf ediyorlar, onlara yardımcı olalım.

Onlara sıcak bir yuva vermek yapılacak en büyük iyiliktir… Minik dostlarımızın sorumluluklarını alalım ve sahiplenelim.

Yeni Yıla Çocuk Şarkılarıyla Başlamak

Finlandiya’ya yaptığım bir proje gezisi esnasında, birkaç küçük çocuk keman dinletisi sunmuş ve bu konserden çok etkilenmiştim. Çocukların belediyenin açmış olduğu kurslarda eğitim aldıklarını öğrendim. O an böyle bir çalışmayı mutlaka Kadıköy’de de yapmalıyız dedim ve Türkiye’ye döner dönmez bu fikri Kadıköy’ün kültür hayatına yön veren Özel Kalem Müdürlüğü’ndeki ekibimle paylaştım. Onları da bu proje heyecanlandırdı ve bugün 3 bin çocuğun sanat eğitimi aldığı  Çocuk Sanat Merkezinin temelleri atıldı.

Görsel

2007 yılının Kasım ayında piyano, gitar, keman, bağlama ve vurmalı çalgılar branşlarında;

Caddebostan, Halis Kurtça, Barış Manço,19 Mayıs Kültür Merkezlerinde, İnönü Meslek Eğitim Birimi ve Barış Manço Müze Evi’nde başlattığımız ücretsiz müzik eğitimi sayesinde çocuklar ile birlikte üretmenin keyfini yaşadık. 2008 Aralık ayında faaliyetlerimizi tek bir merkezde toplayarak Çocuk Sanat Merkezi adı altında 450 öğrenci ile eğitimimize devam ettik.

Görsel

2009-2010 öğretim yılında bale, dans, resim, drama ve müzikte halk müziği oda korosu, viyolonsel branşlarını da ekleyerek üç katta 1400 öğrenci ile eğitim yelpazemizi genişlettik. Çocuk Sanat Merkezi müzik bölümü, projeye olan yoğun ilgi ve isteğin ürünü olarak profesyonelce hazırlanmış ve her odası ses yalıtımlı olarak izole edildi.

Merkez, Kadıköy Belediyesi Yaylı Çalgılar ve Çocuk Gitar Orkestrası oluşturarak çocukların eğitimlerini farklı bir anlayışla da sergilemelerine yardımcı oluyor.
Çocuk Sanat Merkezi’nde öğrencilerimizin, müziği yaşantılarının parçası haline getirmelerini, diğer disiplinlerle koordineli olarak çok boyutlu ve çok uluslu düşünmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Temel hedefimiz müzisyen yetiştirmekten çok sanata duyarlı, estetik duygusu gelişmiş, takım çalışması yapabilen çocukların yetişmesine olanak sağlamak.

Görsel

Dün katıldığım Süreyya Operası’ndaki Yeniyıl Konseri’nde de çocuklar bir kez daha göğsümüzü kabarttı. Sahnede yüzlerce çocuk, her biri ayrı bir sanat müzik aletiyle yer alıyor, arkalarında neşeli yeni yıl şarkıları söyleyen sevimli bir koro. İyi ki 6 yıl önce bu projeye başlamışız.